Tükenmişlik sendromu: yöneticinin görmesi gereken işaretler

Tükenmişlik sendromu (burnout), uzun süre etkili şekilde yönetilemeyen iş stresinden kaynaklanan; duygusal tükenme, işe karşı duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma ile kendini gösteren bir durumdur. Kavramı 1974’te Herbert Freudenberger tanımlamış, Christina Maslach ölçülebilir hale getirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü 2019’da ICD-11’de tükenmişliği tıbbi bir hastalık olarak değil, iş ortamıyla ilişkili bir durum (mesleki fenomen) olarak sınıflandırmıştır.

Tükenmişliğin üç boyutu: duygusal tükenme, duyarsızlaşma, başarı hissinde azalma

Tükenmişlik sendromu nedir?

Yıllardır işine bağlı, sorumluluk alan, “o halleder” denen bir arkadaşımız bir gün değişiyor. Toplantılarda sessiz, eskiden heyecanlandığı işlere ilgisiz, küçük şeylere sinirleniyor, sık sık rapor alıyor. Çoğu zaman bunu “motivasyonu düştü” diye geçiştiriyoruz. Oysa karşımızdaki tablo tükenmişlik olabilir.

Tükenmişlik bir anda olmuyor. Uzun süre yüksek iş yükü, belirsizlik ve kontrol eksikliği altında çalışan bir kişinin enerjisi yavaş yavaş tükeniyor. İşin acı tarafı, tükenmişliğe en çok yakalananların genellikle en çok sorumluluk alan, en işine bağlı çalışanlar olması.

Bu rehber yöneticilere yönelik bir farkındalık metni; tıbbi teşhis ve tedavinin yerini tutmaz. Tükenmişlik belirtileri yaşayan kişinin bir sağlık profesyoneline başvurması gerekir.

Tükenmişliğin üç boyutu

Christina Maslach’ın geliştirdiği ve bugün en yaygın kullanılan ölçek olan Maslach Tükenmişlik Envanteri (MBI), tükenmişliği üç boyutta ele alıyor:

  • Duygusal tükenme: Enerjinin bitmesi, sabah işe gitmekte zorlanmak, hafta sonu dinlense bile yorgun hissetmek.
  • Duyarsızlaşma: İşe, iş arkadaşlarına ve müşteriye karşı mesafeli, alaycı ya da ilgisiz olmak.
  • Kişisel başarı hissinde azalma: Ne yaparsa yapsın yeterli olmadığını, işinin bir anlam taşımadığını düşünmek.

Yöneticinin görmesi gereken işaretler

  • Performansta açıklanamayan düşüş, hata sayısında artış.
  • Eskiden gönüllü olduğu işlere ilgisizlik.
  • Sık rapor, geç gelme, işe gelmeme.
  • Toplantılarda sessizlik ya da tersine alışılmadık tepkiler, sinirlilik.
  • İş arkadaşlarıyla ve müşteriyle ilişkilerde mesafe.
  • Mesai sonrası ve hafta sonu sürekli çalışma, izin kullanmama.
  • “Ne fark eder ki”, “nasılsa bir şey değişmeyecek” gibi cümleler.

İş yerinde tükenmişliğin nedenleri

Maslach ve Leiter’in araştırmaları, tükenmişliğin kişiden çok iş ortamından kaynaklandığını gösteriyor. Altı alan öne çıkıyor:

  • İş yükü: Sürekli kapasitenin üzerinde çalışmak.
  • Kontrol: İşin nasıl yapılacağına dair söz hakkı olmamak.
  • Takdir: Emeğin görülmemesi.
  • Topluluk: İş arkadaşlarıyla güven ve destek ilişkisinin zayıf olması.
  • Adalet: Kararların, terfilerin ve iş dağılımının adil algılanmaması.
  • Değerler: Kişinin değerleriyle işin gerektirdikleri arasında çatışma.

Yönetici ne yapabilir?

  • Konuşun ve dinleyin. Yargılamadan, çözüm dayatmadan “Nasılsın, seni zorlayan ne?” diye sorun.
  • İş yükünü gerçekten görün. Aynı kişiye sürekli “acil” iş veriliyorsa iş dağılımını yeniden düşünün.
  • Tekrar eden ve gereksiz işleri azaltın. Elle yapılan rapor, iki kez girilen bilgi, kimsenin okumadığı e-posta da yorgunluk demek.
  • Söz hakkı verin. İşin nasıl yapılacağı konusunda fikrini sorun.
  • Emeği görün ve söyleyin. Takdir pahalı değildir.
  • İzin kullanımını teşvik edin. Yöneticinin kendisi de izin kullanarak örnek olsun.
  • Gerektiğinde profesyonel destek yönlendirin. Şirketin çalışan destek programı varsa hatırlatın.

Tükenmişlik ve görevin kişiye uygunluğu

Sahada sık gördüğümüz bir neden de çalışanın uzun süre karakterine uygun olmayan bir görevde çalışması. Doğası gereği insanlarla çalışmaktan enerji alan birinin bütün gün yalnız bir ekranın başında, ya da sakin ve detaylı çalışmayı seven birinin sürekli kriz yönetiminde olması, zamanla enerjiyi tüketiyor.

Güçlü Halka programımızda çalışanı karakterine uygun görevde güçlendirmeye odaklanmamızın bir nedeni de bu. Doğru görevdeki insan, aynı iş yükünde çok daha az yoruluyor.

Sadece kişinin sorunu değil

Tükenmişliği bireyin dayanıksızlığı olarak görmek kolay ama yanlış. Bir ekipte birden fazla kişide aynı işaretler görülüyorsa, sorun kişilerde değil, iş yükünde, süreçte ya da yönetim biçimindedir. Yöneticinin görevi tek tek kişileri “dayanıklı” yapmaya çalışmak değil, insanların tükenmeden çalışabileceği bir ortam kurmak.

Siz de ekibinizde iş yükünü, görev dağılımını ve tekrar eden işleri birlikte gözden geçirmek isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Tükenmişlik sendromu nedir?

Uzun süre etkili şekilde yönetilemeyen iş stresinden kaynaklanan; duygusal tükenme, işe karşı duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma ile kendini gösteren durumdur.

Tükenmişlik sendromu bir hastalık mı?

Dünya Sağlık Örgütü 2019’da ICD-11’de tükenmişliği tıbbi bir hastalık olarak değil, iş ortamıyla ilişkili bir mesleki fenomen olarak sınıflandırmıştır. Belirtiler yaşayan kişinin bir sağlık profesyoneline başvurması önerilir.

Tükenmişlik belirtileri nelerdir?

Sürekli yorgunluk, işe karşı ilgisizlik ve mesafe, sinirlilik, performans düşüşü, sık rapor ve yaptığı işin anlamsız olduğunu düşünme en yaygın belirtilerdir.

Tükenmişliğin nedenleri nelerdir?

Araştırmalar altı alanı öne çıkarır: aşırı iş yükü, kontrol eksikliği, takdir görmeme, zayıf ekip ilişkileri, adaletsizlik algısı ve değer çatışması.

Yönetici tükenmişliği önlemek için ne yapabilir?

Çalışanı dinlemek, iş yükünü ve dağılımını gözden geçirmek, tekrar eden işleri azaltmak, söz hakkı vermek, emeği takdir etmek, izin kullanımını teşvik etmek ve gerektiğinde profesyonel desteğe yönlendirmek.

İlgili hizmet: Lider gelişim ve dönüşüm

İlgili rehberler

İletişim

eproses — Halkapınar, 1348. Sk. No:5 D:227, 35170 Konak / İzmir. Telefon: +90 536 031 84 05. E-posta: [email protected].